NTSC (National Television Standards Committee) Nedir?

Hızlı Bakış

NTSC sistemi, saniyede 30 kare görüntüyü 525 tarama satırıyla ileten bir analog televizyon kodlama standardıdır. Bu format, parlaklık ve renk sinyallerini 6 MHz'lik tek bir kanala sığdırıyor. Renk bilgisini, 3.58 MHz'lik alt taşıyıcı üzerinde faz ve genlik değişimleriyle taşıyor. Geçmeli tarama yöntemi ise ekran titremesini azaltmak için her kareyi 60 alana bölüyor. Ancak iletim sırasında oluşan faz kaymaları renk tonunu bozabiliyor. Bu nedenle alıcılarda bir renk tonu kontrolü bulunuyor. Yine de 525 satırlık dikey çözünürlük, günümüz dijital yayınlarına kıyasla sınırlı bir netlik sunuyor.

NTSC (National Television Standards Committee/Ulusal Televizyon Sistemi Komitesi), 1940’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde geliştirilen yaygın olarak Amerika ve Japonya’da kullanılan analog renkli televizyon için bir kodlama/iletim sistemidir.

NTSC Nedir?

NTSC Video Formatı Nedir?

NTSC’nin bir türevi, Avrupa’da ve Güney Amerika’daki bazı ülkelerde kullanılan PAL video sistemidir.

NTSC televizyon sistemi, Kuzey Amerika monokrom sisteminin bir uzantısından oluşur, geliştirilmesine 1930’lu yılların sonunda CBS (Columbia Broadcasting System/Columbia Yayın Sistemi) tarafından başlanmıştır. Ancak bu geliştirme 1950’li yıllarda FCC tarafından onaylanmıştır.

Bu sistem, her biri 648 piksele kadar 486 görünür yatay çizgiden oluşan saniyede yaklaşık 30 görüntünün iletiminden oluşur.

Bant genişliğinden daha iyi yararlanmak için video, saniyede 60 alana bölünmüş taramalı mod kullanır. Bu mod toplam 525 yatay çizgi ile 30 kare ve yaklaşık 270 dikey çizgi çözünürlüğüne dönüşen 4,25 MHz’lik bir banttır.

NTSC Özellikleri

NTSC formatı, toplam 525 satır çözünürlükte, saniyede 29,97 kare geçmeli video gönderir. Videoyu saniyede 30 kare ve 60 alanda günceller.

NTSC’nin zorluklarını anlamak için ilk sorunlarına bakmamız gerekiyor. Başlangıçta, siyah beyaz TV’lerin renkli sinyalleri siyah beyaz görüntülemesi gerekiyordu. Renkli TV’lerin ise sinyalleri renkli göstermesi gerekiyordu.

Her iki sürüm de aynı miktarda alan gerektiriyordu. TV tüpü renkli ve siyah beyaz resimler arasında geçiş yapıyordu. Araştırmacılar birlikte çalıştıklarından emin olmak için renkli ve siyah-beyaz sinyaller üzerinde çalıştılar. Her iki sinyal türü de aynı RF taşıyıcısı üzerinden gönderildi.

Parlaklık sinyali renk, ses ve referans sinyalleri gibi diğer parçaları üretti. Bu bileşenler gizli alt taşıyıcıyı hassas zamanlama ve boyut kontrolüyle yeniden yarattı. Doğru renkler üretmek için sistem renk sinyalini (R-Y) ve (B-Y) olmak üzere iki parça halinde gönderdi.

Sistem bu parçaları 90 derece faz farkıyla göndererek aynı renk alt taşıyıcı üzerinde birleştirdi. Bütün bunların tek bir 6 MHz kanala sığması gerekiyordu.

Ek olarak, video taşıyıcısı kanalın alt kısmının 1,25 MHz üzerinde ve ses taşıyıcısının üst kısmının 0,25 MHz üzerindeydi. Bu da görüntü ve sesin her zaman 4,5 MHz ayrı olduğu anlamına geliyordu.

Renk alt taşıyıcısı, resim taşıyıcısından 3,579545 MHz daha yüksekti. TV, alt yan bant 0,75 MHz genişliğinde ve üst yan bant 4 MHz genişliğinde olacak şekilde görüntü için yan bant iletimini kullandı.

Böylece düşük video frekansları, yüksek video frekanslarına eşlik etti. FM ses taşıyıcısı yaklaşık 75 kHz genişliğindeydi. Sistem, genlik ve faz değişikliklerini kullanarak 3,579545 MHz renk alt taşıyıcısındaki renk bilgisini kodladı.

Her şeyin birlikte çalışmasını sağlamak için renk bileşenlerinde özel bir tür modülasyon kullanıldı. 3.579545 MHz alt taşıyıcı da siyah beyaz resmi korudu. Sistem renk bileşenlerini doğru zamanda çıkardığı için her satıra bir renk değişimi gönderdi.

Bu değişiklik senkronizasyonu sürdürmek için bir sinyal görevi gördü. Zaman zaman renk patlaması seviyesi, senkronizasyon seviyesinin video kalitesini nasıl koruduğu gibi renk gücüyle ilgili sorunları düzeltti.

NTSC Avantajları ve Dezavantajları

NTSC sistemleri, 50Hz/25FPS’de çalışan PAL sisteminin klasik titremesini önleyerek 60Hz’de çalışarak gözleri daha az yorar.

İletim ve parazit sorunları, NTSC sistemindeki görüntünün kalitesini düşürme eğilimindedir. Bu sorun renk sinyalinin fazını değiştirir ve bazen çerçeve alındığı anda renk dengesini kaybeder.

Bu sorun bir renk tonu kontrolünün dahil edilmesini gerekli kılar. Bu durum PAL veya SECAM sistemlerinde gerekli değildir.

Dezavantajlarından bir diğeri de, tüm televizyon sistemleri arasında en düşük olan, yalnızca 525 satırlık dikey çözünürlükle sınırlıdır.

Bu çözünürlük sınırı, diğer sistemlerle aynı bant genişliğinde gönderilebilecek olandan daha düşük kalitede bir görüntü verir.

Dijital Sistem

Dijital televizyon, modern video oyun konsolları, DVD gibi cihazlarda kullanılan renk kodlamasının önemi azaldığı için sistemler arasında artık fark yoktur.

NTSC’nin anlamı, saniyede 29.970 görüntü yenileme hızıyla 480 yatay çizgiye eşit sayıda satıra veya taramalı görüntüler için saniyede iki katına indirgenmiştir.

Yayın Sistemi

Amerikan standardı olan NTSC-M ile yayın yapan bir televizyon kanalı, video sinyalini, ses sinyalini ve bazı koruma bantlarını içermek için 6 MHz bant genişliği kullanır.

Analog TV Dünyasının Efsanesi NTSC Hakkında SSS

Bu NTSC denilen sistem neden hala bu kadar önemli? Dijital çağda modası geçmedi mi?

Kesinlikle geçmedi dostum. Şöyle düşün: Bugün hâlâ eski ev video kasetlerini arşivliyorsan karşına çıkan ilk engel bu Amerikan standardı oluyor.
Modern televizyonlar dijital olsa da, oyun konsollarından DVD oynatıcılara kadar birçok cihazın temelinde bu mantık yatıyor.
Zira retro oyun koleksiyoncuları için orijinal bir Nintendo’yu yeni bir TV’ye bağlamak tam bir NTSC macerasıdır.

PAL ve SECAM varken dünyayı bu kadar karıştırmanın mantığı neydi sahiden?

İşin aslı elektrik şebekelerinin frekansında gizli. Amerika 60Hz kullanırken Avrupa 50Hz’i tercih etti. Televizyonlar da ekran titremesini önlemek için şebeke frekansına kilitlenmek zorundaydı.
Amerikalı mühendisler saniyede 60 alan gösteren bir sistem kurdular. Bu da göz yorgunluğunu azaltma konusunda ciddi bir avantaj sağladı.
Buna karşın Avrupa’daki rakipleri renk doğruluğu konusunda daha iddialıydı. Açıkçası bu rekabet, teknolojiyi ileri taşıyan tatlı bir çekişmeydi.

Eski bir Amerikan filmini izlerken renkler neden bazen pembe ya da yeşile kayar?

Bu klasik bir faz kayması belasıdır. Analog sinyal iletimi sırasında ufacık bir parazit oluşsa bile renk tonu anında şaşar. Bu durum özellikle sinyalin zayıf olduğu kırsal bölgelerde çekilen yayınlarda sık yaşanırdı.
Mühendisler tam da bu yüzden televizyonlara bir ‘tint’ (renk tonu) düğmesi koymak zorunda kaldı. PAL sisteminde böyle bir düğmeye ihtiyaç duymazsınız.
Kısacası ekrandaki oyuncunun yüzü bir anda Hulk’a dönüşüyorsa suçu antende aramak gerekir.

525 satır çözünürlük kulağa çok düşük geliyor. Görüntü bu kadar kötü müydü gerçekten?

Şimdiki 4K standartlarına göre korkunç görünüyor değil mi? Ancak bu sayı biraz yanıltıcı. Sistem 525 satırın sadece 486 tanesini gerçek görüntü için kullanıyordu. Kalanı senkronizasyon ve boşluk içindi.
Dahası geçmeli (interlaced) tarama yüzünden bir anda sadece 240 satır civarı bir detay görürdünüz. Tüplü ekranların doğal bir yumuşaklığı vardı.
Sonuçta pikselleri saymak yerine nostaljik bir sıcaklık sunuyordu. Eski CRT monitörlerin o kadifemsi havası bu düşük çözünürlüğün bir hediyesiydi aslında.

Elimdeki eski kasetleri dijitale aktarırken neden saniyede 29.97 kare gibi saçma bir rakamla uğraşıyorum?

Bu komik kesirli sayının arkasında büyük bir ses mühendisliği dramı yatar. Orijinal siyah-beyaz yayınlar tam olarak 30 kareydi. Renk eklenince ses taşıyıcısıyla görüntü sinyali birbiriyle çakışmaya başladı.
Mühendisler kare hızını binde bir oranında yavaşlatarak bu paraziti yok etti. Netice itibarıyla 29.97 gibi tuhaf ama hayati bir standart doğdu.
Bugün video montajı yaparken drop frame (atlamalı kare) hesabıyla boğuşuyorsan suçlusu tam olarak bu renk sinyali ekleme macerasıdır.

Artık her şey HDMI ve dijital değil mi? Bu formatla günlük hayatta nerede karşılaşabilirim?

Sandığından çok daha fazla yerde. Güvenlik kameralarından eski araba içi ekranlara kadar birçok cihaz hâlâ kompozit sarı kablo çıkışı kullanır. Bu çıkış bildiğin bu analog sistemdir.
Ayrıca restore edilmemiş eski yayın bantlarının tamamı bu stokta saklıdır. Eğer bir belgeselci arşiv görüntüsü arıyorsa mutlaka bu standartla boğuşur.
Hobi elektroniğiyle uğraşıyorsanız Raspberry Pi gibi kartlarda kompozit çıkıştan görüntü almak en zahmetsiz yoldur. Yani sistem hâlâ dipdiri.

Bu Rehberi Keşfettikleri İçin Sana Teşekkür Edecekler!

Sadece bir tıkla sevdiklerine dev bir iyilik yapmaya hazır mısın? Bilgi paylaştıkça devleşir.

İlk yorumu sen paylaş